Anasayfa  
     Hakkımızda  
     Genel Sekreterliğimiz  
     Yönetim  
     Personel  
     HKS Kalite Yönetimi  
     Birimler  
     Hekim Çalışma Listesi  
     İhaleler  
     Bilgi Edinme ve Hasta Hakları  
     Hastalık Köşesi  
     İstatistik  
     Hastane Muayene Saatleri  
     Ziyaretci Kuralları  
     Ziyaretçi Defteri  
     Haber Arşivi  
     Fotoğraflar  
     Linkler  
     İletişim  
     Şikayet ve Önerileriniz  
       
     
     
       ZİYARETÇİ DEFTERİ
       
       LİNKLER
 
 » Kurşunlu Kaymakamlığı
 » Sağlık Bakanlığı
 » Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü
 » Çankırı Valiliği
 » Çankırı Devlet Hastanesi
  Devamı için tıklayınız
 
     
       ANKET
 
Kilo probleminiz var mi?
Evet (Az yememe rağmen )
Hayir (Fitim)
       
 
       KURŞUNLU'DA HAVA
 

 

 

 

 
     
 
Ziyaretçi Sayısı : 1129891,
Hit : 1739231
Online Kişi Sayısı : 2
 
 
 
 
 
Deri ve Zührevi
 

DERİMİZİ TANIYALIM

Vücudumuzun en büyük organı olan deri; dokunma organıdır. Kişi dokunmayla; basınç, sıcak, soğuk ve acıyı algılar.Dokunmayla eş seçer. Altderide bulunan sinir uçlarına bağlı duyu cisimciklerinin kimi dokunmayı, kimi basıncı, kimi sıcağı, kimi soğuğu, kimi acıyı alır.

Geniş yüzeyi ve büyük duyarlığıyla deri vücudumuzun dış etkilerden korunmasını sağlar. Bu nedenle derinin bakımı ve korunması insanlar için büyük önem taşır.Onu koruyabilmek için biraz daha yakından tanıyalım.
Dokunma duyusu organı olan deri vücudun üstünü kaplar.  Derinin üstünde kıllar ve gözenek adı verilen çok küçük delikler bulunur.

Derimiz,bedenimizin doğal deliklerinin içinde (solunum ,sindirim,cinsel organ girişlerinde) özelleşmiş nemli yapısıyla mukoza adını alır.

Derimiz esas olarak 3 bölümden oluşur.
-Epidermis
-Dermis
-Subkutan doku

Epidermis:
En üst tabakadır.Üst ve alt olarak bunun da kendi içinde 2 ye ayrıldığını söyleyebiliriz.Kalınlığı, 1 mm nin onda biri kadardır.Derinin koruyucu fonksiyonunda önemli rol oynar.Dış ortamla direkt ilişkilidir.Protein yapıda olan keratin maddesi bu tabakada sentezlenir ve deriye dayanıklılık verir. Derimize rengini veren melanin sentezi de epidermisin malpigi denen canlı kısmında  gerçekleşir.Yapısında keratin bulunan saç ve tırnaklar gibi epidermisin üst kısmı da cansızdır.Dış etkenlerin etkisiyle ölü hücreler aşınıp döküldükçe alttan yeri doldurulur.Eğer epidermisin üstü canlı hücrelerle kaplı olsaydı çok acı çekerdik.Keselenmek denilen türk geleneği esnasında bu cansız bölümdeki ölü hücreler temizlenir.

Dermis:
Epidermisin altında bulunur.Bu tabakanın temel maddesi yine bir protein olan kollajendir.Deriye dayanıklılık kazandırır.Dermis esnek ve direçlidir.Dermis, ter ve yağ bezleri,   kıl kökleri, sinir uçları, deriyi besleyen kılcal kan damarlarını içerir..

Supkutan:
Altderinin altında   derialtı dokusu denilen yağlı bir tabaka yer alır. Bu tabaka derinin kaslar ve kemikler üstünde kalmasını sağlar.

Kıllar:
Kıl'ın gövdesi cansız, fakat kökü canlıdır. Kıl günde ortalama 0,2 mm kadar uzar. Kan dolaşımı arttıkça kılın büyümesi de hızlanır. Kötü beslenme ve kötü kan dolaşımı kılların dökülmesine yol açar. Bazı hastalıklar da kılların dökülmesine sebep olur (kellik, saçkıran vb.) Her kılın dibinde bir irkilme kası vardır. Soğuk ve korku gibi etkiler bu kasın kasılmasına ve kılın dikleşmesine sebep olur. Kılların dibinde bulunan salkım biçimindeki bir yağ bezi durmadan yağlı bir sıvı salgılar. Bu yağ deriyi ve kılları yağlayarak sudan korur.

Kılların ağarması:
Kılların beyazlaşması ise kıl soğanındaki boya maddelerini akyuvarların yok etmesinden ve mikroskopik hava kabarcıklarının kıla yerleşmesinden ileri gelir.

Derinin görevleri:
Derinin kalınlığı,vücüt bölgelerine göre  1,5 - 4 mm. arasında değişiklik gösterir.Yüzölçümü erkeklerde1,80 m2 kadınlarda ise 1,60  m2 kadardır.

-Dokusu çok sağlam olduğu için asalakların, mikropların zehirlerin girmesine izin vermez.
-Esnek ve sağlam yapısıyla fiziksel travmalara  karşı koyar.

-İçindeki çok sayıda sinirlerle   ve üstündeki hareketli kıllarla, üç çeşit dokunma duyusu (şekil, basınç, ısı) verir.

-Deri salgılarının da koruyucu bir rolü vardır.Yağ maddesi; Keratin ihtiva eden tabakaları (deri yüzeyi,saç ve tırnaklar)  yumuşak tutar.

-Terleme yoluyla, organizma artıklarının bir kısmını (kreatinin,üre,amonyak)   atarak   detoksifikasyonu sağlar

-Gene terleme ve buharlaşma yoluyla vücut ısısını ayarlar.

Derimiz yani cildimiz; bedenimizin aynası gibidir.İç organlarda ki bir sorun kendini ilk cilt belirtileriyle gösterebilir.Hem dış ortam ile organizma arasındaki ilişkiyi hem de bir takım ruhsal tepkilerimizi yansıtır.Ona iyi bakmak hepimizin görevidir.

EGZAMA

Atopi; deri, burun veya akciğerin aşırı inflamasyona eğilim gösterdiği yani saman nezlesi,astım,deri hassasiyeti olması durumunu (alerjik bünye) anlatmak için kullanılan bir sözcüktür. Atopi ailesel geçişlidir. Atopik Dermatit yani egzema, bir tür alerjik deri iltihabıdır. Alerjik kontakt dermatit, seboroik dermatit ve numuler dermatitte egzama grubu içinde yer alırlar.

Her yaşta rastlanan bir hastalık olmasına karşın,daha çok bebeklikten gençliğe kadar olan yaş diliminde görülür. Annesinde alerjik hastalık olan yeni doğanda %27 oranında görülür.
En sık görülme yaşı 1 yaştır. 2 yaşından sonra genellikle kaybolur. Kaybolmayanlar genellikle 25 yaşına kadar iyileşir.Ama % 50 sinde ömür boyu ilk dönemlerdeki  kadar ağır olmamakla beraber   devam eder.
Ayrıca meslek egzemaları olarak sınıflandırılabilecek erişkin egzamaları da vardır.Sürekli bir kimyasala maruz kalma buna neden olabilmektedir.Tedavinin başlıca şartı meslek değiştirmektir

Belirtileri:
Başlangıç evresinde;
-Kaşıntı
-Gerginlik
-Deridekızarıklık.
-Sulanma( Genellikle eğer buradaki duruma kaşıma yüzünden bekteriyel ya da viral bir enfeksiyonda eklenirse görülür.)
Daha sonra ise; Daha az kızarıklık eşliğinde ve daha kuru bir iltihaplanmadır.Deri pullu ,kahverengimsi bir hal alır.
Bu değişiklikler, derinin yüzeysel katmanlarındaki bir iltihap sürecine veya bazı dışsal etkenlere bağlı olarak ortaya çıkar.Dışsal etkenlerin etkisinde kalan bölgenin uzağında da egzama oluşabilir:Örneğin eller bir kimyasal maddeden etkilendiğinde, egzama bacaklarda oluşabilir.

Yeni doğanda:Genellikle yüzde ve kulak arkasındaki pililerde, dirseklerde, dizlerin arkasında ve popolarında görülür. Yüzde özellikle göz kapaklarının birleştiği çizgilerde  görülür.

Çocuklarda:
Kol ve bacakların dış yüzünde görülür. Çocuk ve ergenlerde, deri belirtilerinin olmadığı alana sert bir cisimle basıldığında beyaz dermografizm denilen beyaz renkli bir kabarıklık oluşur. Bu şüpheli durumlarda doktorlar tarafından atopik dermatit tanısı koymak için uygulanan bir yöntemdir. Daha yararlı bir test ise kanda IgE antikorlarına bakmak ve alerji deri testi yapmaktır. Deri testi gıdalar, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, polenlerle yapılır.Hastalık bazen tipik olmayan bir şekilde avuç içleri el ve parmak sırtlarında veya ayakların üzerinde de görülebilir.

Nedenleri:
Metabolik işlevlerdeki aksaklıklar,bazı maddelere karşı duyarlılıklar egzamaya neden olabilir.(örneğin süt).Bu madde alerji testi ile belirlenebilir Ara sıra toz ve toz tutan objeler ( yün yastıklar, yataklar, halılar, bazı oyuncaklar ve yün ve sentetik kıyafetler ) hastalığın kötüleşmesine neden olabilir...

Tedavi ve öneriler:
-Eğer hastanın bir gıdaya duyarlılığı saptandı ise bu gıda mutlaka diyetinden çıkarılmalıdır.
-Eğer sorumlu olan, çevresel bir faktörse onlardan da kaçınmak gerekir.
-Ilık su banyosu ve kokusuz sabunlar kaşıntıyı azaltır. Bir havlu ile sürtmeksizin hafifçe kurulanır ve hemen nemlendirici krem sürülür
-Antihistaminikler derideki kaşıntıyı önlemektedir. 12 yaşın altındaki çocuklarda uyku hali yapmayan ve uzun etkili antihistaminikler kullanılmalıdır.
-Tırnaklar kısa kesilmelidir.
-Yumuşak ve pamuklu giysilerin kullanılması uygundur.
-Deterjanlar hafif ve parfümsüz olmalıdır.
-Şiddetli belirtiler için kortizonlu kremler kullanılabilir.
-Fakat bu kremler kesinlikle yüzdeki belirtilere uygulanmamalıdır.
-Eğer belirtilerde sulanma olursa hasta mutlaka doktoruna başvurmalı ve gerekli olan antibiyotikleri kullanmalıdır.
-Her hastalıkta önemli olan moral destek,deri hastalıkları söz konusu olduğunda daha da önem kazanmaktadır.Morali yüksek tutmak tedaviden daha iyi sonuç almayı kolaylaştıran bir faktördür.
-Son yıllarda bu hastalığa karşı bazı özel  tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Topikal immunmodilatör adını verilen bu  ilaçlar orta şiddetteki egzemalarda kullanılmaya başlanmıştır. Yeni keşfedilen bu ilaçlar kortizon içermez. Yapılan son çalışmalarda, bu ilaçların egzeması olan hastalarda iyileşme sağladığı ve de kortizonlu ilaçlar gibi yan etki oluşturmadığı saptanmıştır.
-Atopik dermatit oldukça yaygın bir hastalıktır. Uygun yapılan bir tedavi ile hastaların büyük bölümünde hastalık kontrol altına alınabilir.

SEDEF HASTALIĞI

Sedef hastalığı çeşitli biçimlerde ortaya çıkan kronik bir deri hastalığıdır.Bozukluk kolaylıkla teşhis konabilecek tipik bir görüntüye sahiptir.Farklı şekillere sahip olabilirler.Nedeni kesin olarak bilinmemesine karşın,genetik yatkınlığı olan kimselerde çeşitli dış etkenler, oluşumu kolaylaştırır.Birkaç tipte görülmesine karşın en sık görüleni; Psoriazis vulgaris(klasik tip) tir.

Belirtileri ve seyri:
Psoriazis vulgaris ;
-Başlangıç su kaparcıkları ya da küçük odacıklarla olur.
-Bunlar genişler ve üzeri sertleşerek sedefi beyaz ya da gümüşümsü kabuksu  skuam denen plaklarla örtülür.
-Bu skuamlar kazındığında,tabaka tabaka kalkarak toz şeklinde dökülür.
-Hatta bu skuamlar zorlamayla tamamen kaldırıldığında,alttaki zemin üzerinde kanamalar görülür.
-Lezyonlar simetrik olarak diz, dirsek,  saçlı deri (kulak arkası) ve göbek çevresine yerleşir. Küçük tek bir plak birleşerek geniş plaklara, geniş plaklar birleşerek harita gibi lezyonlara dönüşebilirler. El ve ayak tırnaklarında da tutulum görülebilir.Toplu iğne başı büyüklüğünde çukurcuklar,renk değişiklikleri şeklinde görülebilir.

Tedavi :
Öncelikle tedavi ile elde edilen iyileşmenin her zaman kalıcı olmadığı, bu iyilik durumunun uzun sürebildiği gibi tekrarlama olasılığının da olduğunu belirterek başlayalım.Biz eğer sedef hastası olmuşsak, bununla yaşamayı öğrenmek zorundayız demektir. Hastalığa neden olan ve alevlenmesine katkıda bulunan tetikleyici etkenlerden sakınmalıyız.Eğer doktorumuz gerekli görüyorsa  psikiyatrik yardım almaktan kaçmamalıyız.

Sedef tedavisinin amacı;hastalığı mümkün olan en az görünebilir belirginliğe ulaştırmak için en etkin ve uzun sürecek tedavi yöntemini uygulamaktır.

Topikal Tedavi: Dışardan sürülen ürünlerle tedavi yöntemidir.Deride kuru kalmaması gerektiği için nemlendiriciler de kullanılır.Yüzeydeki kepekler kaldırılarak uygulandığında daha etkin bir sonuç elde edilebilir.

Topikal kortikosteroidler:
Topikal tedavide en etkin ve en çok kullanılan ilaçlardır. Bunların seçiminde steroidin etkinliği ve gücü gözönünde bulundurulur. Önce güçlü steroidlerle başlanır, daha sonra iyileşme elde edildikçe gücü daha az olanlara geçilerek yan etkiler en aza indirilmeye çalışılır. Nüks ve alevlenmeyi önlemek için tedavi sistemik steroid tedavisinde olduğu gibi aşamalı olarak azaltılarak ilaç kesilir.

Fototerapi: Güneş ışınlarının sedef hastalığı üzerindeki olumlu etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Fototerapi iki şekilde yapılır: UVB ışınları (dalga boyu 290-320 nm) ve PUVA. Bu uygulamada kullanılan   cihazlar ile bütün vücuda ele, ayağa, kola, bacağa ve başa ayrı ayrı ultraviole ışınları vermek mümkündür. Bu iki çeşit tedavi de derinin rengine ve hastanın toleransına göre ayarlanır.

Ağızdan Alınan İlaçlar:
Oluştuğunda belirtileri yatıştırmak  için olduğu gibi tekrarlamayı önlemek amaçlı da   ağızdan alınan çeşitli sistemik etkili ilaçlar da kullanılabilir.

MADALYON HASTALIĞI

Her yaşta görülebilen döküntülü bir deri hastalığıdır. Bulaşıcı değildir. Sebebi bilinmemektedir. Son bahar ve kışta artış görülebilir. Kişinin stresi arttırıcı faktör olabilir.

Belirtileri:
-madalyon belirtisi(göğüs ve sırtta geniş bir pembe leke şeklinde başlar)
-bu leke solar ve halka şeklinde kalır
-kaşıntılı olabilir
-döküntüler ödemli olabilir
-üzeri pullanabilir(bu yüzden mantarla karıştırılır)
-oval şeklinde döküntülerdir
-birkaç hafta içinde bir çok pembe döküntü oluşur
-döküntüler sayısız artabilir
-sıcak ve fiziksel aktiviteyle artış olabilir
-bazen sırtta ters noel ağacı görüntüsü

Tutulum:
-sırtta
-kollarda
-bacaklarda
-boyunda
-nadiren yüzde

Tedavi:
Aslında kendi kendine geçer. Bu süreyi kısaltmak için, nemlendiriciler, kese ve liflenmeden kaçınma, kaşıntıyı azaltıcı uygulamalar önem kazanır. Kaşıntıyı gidermek için ağızdan alınan veya sürülebilen bir takım ilaçlar kullanılabilir. Nemlendirici losyonlar yazılabilir. Kortizonlu numuneler kullanılabilir. Sıcak olmayan ılık banyolar yapılması tavsiye edilir. Döküntüyü arttıracak fiziksel aktivitelerden kaçınılması önerilir.

 
17 Ekim 2017 Salı    
 
 

 
  Fotoğraf Albümü
 
Yemek Salonu
Meliha AKÇAY
Satı ÇAKIR
 
     
  Hastane Duyuruları
 
 
     
   DUYURULAR
 
     
     

Çankırı Kurşunlu İlçe Hastanesi
Tel: 0 376 465 10 16 - 0 376 465 20 26
Fax: 0 376 465 10 37 (Başhekim) - 0 376 465 17 86 (Hastane Müdürü) - 0 376 465 25 30 (Döner Sermaye)
©2008 - Tüm Hakları Saklıdır