Anasayfa  
     Hakkımızda  
     Genel Sekreterliğimiz  
     Yönetim  
     Personel  
     HKS Kalite Yönetimi  
     Birimler  
     Hekim Çalışma Listesi  
     İhaleler  
     Bilgi Edinme ve Hasta Hakları  
     Hastalık Köşesi  
     İstatistik  
     Hastane Muayene Saatleri  
     Ziyaretci Kuralları  
     Ziyaretçi Defteri  
     Haber Arşivi  
     Fotoğraflar  
     Linkler  
     İletişim  
     Şikayet ve Önerileriniz  
       
     
     
       ZİYARETÇİ DEFTERİ
       
       LİNKLER
 
 » Kurşunlu Kaymakamlığı
 » Sağlık Bakanlığı
 » Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü
 » Çankırı Valiliği
 » Çankırı Devlet Hastanesi
  Devamı için tıklayınız
 
     
       ANKET
 
Kilo probleminiz var mi?
Evet (Az yememe rağmen )
Hayir (Fitim)
       
 
       KURŞUNLU'DA HAVA
 

 

 

 

 
     
 
Ziyaretçi Sayısı : 1156397,
Hit : 1770053
Online Kişi Sayısı : 4
 
 
 
 
 
Ağrı
 

BEL AĞRILARI - BEL FITIĞI

Bel fıtığı, bel omurlarının arasında yer alan disklerin iç çekirdeklerinin, dışa doğru bazen bombe yaparak bazen de içeriğinin tamamen dışarı taşması sonucunda o bölgedeki sinirleri etkilemesi ile oluşan ağrılı bir durumdur.

 

 

 

Disk içindeki çekirdek kısmının durumuna göre fıtıklar çeşitli isimler alır.




Bel fıtığına bağlı ağrı, diskin fıtıklaşarak veya sıvı toplayıp şişerek bel sinirlerine direkt olarak baskı yapması sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi diskten açığa çıkan bazı kimyasal maddelerin bel sinirlerini etkilemeleri sebebiyle de oluşabilmektedir.

Bu tür bir ağrıda epidural steroid enjeksiyonu olarak adlandırılan girişim ile bel sinirlerinde ağrıya sebep olan kimyasal maddeler ortadan kaldırılırken diskin sıvı toplaması sonucu şişmesi de azaltılarak sinirlere baskı yapması önlenir.

Bel fıtığına bağlı ağrı genellikle ;
 

  • Belden başlayarak bir bacağa yayılır.
  • Öksürme, hapşırma, ıkınma ile artar.
  • Ayakta durmak, yürümekle azalır.
  • Oturmak, öne eğilmekle, ağrının olduğu yana eğilmekle artar.
  • Sırtüstü pozisyonda rahatlar.

    Tanı

    1) Fizik muayene.

    - Omurga genel görünüşü . Doğumsal anomaliler , omurga eğrilikleri , ağrıya bağlı eğrilikler veya tutulmalar saptanır.
    - Hareket muayenesi . Öne eğilmekle , yanlara eğilmekle , sağa sola dönmekle ağrı olup olmadığı saptanır. Hastanın parmak uçlarında ve topuklarının üstünde yürümesi istenerek ilgili kaslarda kuvvetsizlik olup olmadığı saptanır.
    - Nörolojik muayene ve kas kuvveti muayenesi . Çeşitli hareket ve manevralarla hastanın her hangi bir omurilik seviyesinde sinir sıkışması olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. Yine aynı muayene yöntemleri ile ağrının bel omurları ve disk kaynaklı mı olduğu , yoksa bel kaslarından ya da kalça ekleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılmaya çalışılır. Hastanın belirli omurilik sinirleri tarafından yönlendirilen kaslarında kuvvetsizlik olup olmadığı ya da gene belli sinirler tarafından düzenlenen reflekslerde ( örn. diz kapağı refleksi L-4 siniri ) kayıp olup olmadığı muayene edilerek anlaşılmaya çalışılır.



    2) Tanı yöntemleri.
    - Bel grafileri . Genelde sadece kemik yapı ile ilgili sınırlı bilgi verir. Kemik kırıkları , omurlarda kaymalar , eklemlerdeki problemler konusunda aydınlatıcıdır.



     

- Manyetik rezonans - MR . Tüm bel bölgesi ; kaslar , bağlar , omurilik , disk , omurilik zarları , disk fıtıkları ve sinir basıları , faset eklemle ile ilgili çok ayrıntılı bilgi verir.

 



- Bilgisayarlı tomografi - BT . Kemik yapılar ile ilgili en ayrıntılı bilgi tomografi ile edinilir.
- Laboratuar tetkikleri . Rutin testler dışında özel romatolojik hastalıklara özgü testler ; romatoid faktör ( RF ) , anti-nükleer antikor ( ANA ) , sedimentasyon , CRP , tam kan sayımı , Multipl Myelom için protein elektroforezi gibi testler yapılabilir.
- Elektromyografi - EMG . Kaslardaki sinir iletimini ölçerek herhangi bir sinire bağlı problem olup olmadığını gösterir. Şeker hastalığına bağlı sinir hasarı , sinir sıkışmasına bağlı sinir hasarı ayrımında , olayın süresinin yaklaşık olarak belirlenmesinde faydalı bir testtir.

Tedavi

- Yatak istirahati. 2 - 3 günü geçmemeli ve erken dönemde gündelik yaşama geçme ve egzersizlere başlama sağlanmalıdır. Belirli hareketlerle ağrılarda artma oluyorsa o hareketler kısıtlanmalı , bel korunmalı ama yatağa bağımlı hale gelip günlük aktiviteler kesintiye uğratılmamalıdır.
- İlaç tedavisi. Non-steroid anti-inflammatuar ilaç grubu , ağrı ve oluşan inflammasyon yani yangıyı azaltırken, uygun şekilde ve doktor kontrolü olmadan kullanıldığında ciddi yan etkilere sebep olabilirler. ( Örn. Mide ülseri , böbrek yetmezliği )

- Epidural Steroid Enjeksiyonları ve diğer Girişimsel Ağrı Tedavi Yöntemleri .

1) Epidural steroid enjeksiyonu :

Özellikle bel - boyun fıtığına bağlı sinir sıkışmaları durumunda , gelişen teknik ve görüntüleme yöntemleri ile sıkışan sinire kadar ulaşıp , o bölgedeki enflammasyon yani ağrı ve sıkışma yaratan çeşitli kimyasal reaksiyonları ortadan kaldırıp , ağrıyı giderecek ilaçları hemen problemli sinir etrafına yapmayı sağlayacak bir yöntemdir. Sıkışmış , problemli sinir bölgesine ağrıyı kesecek ve kas spazmını giderecek bir ilaç ve düşük doz steroid uygulaması ile özellikle ilk 6 ay ile 1 yıl arasında başvuran hastalarda % 50 - 80 oranında ağrı kesilmesi sağlanabilmekte ve bu sayede hasta hareketleri kısıtlanmadan erken dönemde gündelik hayatına dönebilmektedir. Ağrı şikayeti olmayan hasta bel sağlığı için çok önemli olan egzersizleri sorunsuz olarak uygulayabilmektedir.

2) Seçici sinir blokları - Faset steroid enjeksiyonu :

Omurlar arasında yer alan faset eklemlerden kaynaklanan ağrılarda faset eklem içi steroid uygulaması ve faset eklem medial sinir bloğu ile ağrı tedavisi , son derece başarılı sonuçları olan girişimsel ağrı tedavi yöntemlerinden biridir. Tedavinin yanısıra ağrının faset eklem kaynaklı olup olmadığının anlaşılmasına yarayan bir tanı yöntemi olarak da kullanılabilir.
- Fizik tedavi. Traksiyon , bel okulu , bel egzersizleri , ultrason uygulamaları kısa süreli rahatlama sağlayabilen uygulamalardır.
- Egzersiz. Erken dönemde tekrar hareketli yaşama dönebilmek için egzersizler ve uygulama teknikleri çok önemlidir. Hareketsizlik , hareket etmede kısıtlılık bel ağrısı tedavisini olumsuz etkileyen en önemli durumdur.
- Bel sağlığını koruma ve beli kullanma tekniklerinin öğretilmesi
- Cerrahi tedavi. Son 20 yılda gelişen tanı ve tedavi teknikleri ile artık cerrahi girişim ihtiyacı % 5 düzeyine kadar gerilemiş ve hastaların ameliyata gerek kalmadan bel sorunlarının üstesinden gelmeleri sağlanmıştır. Ancak aşağıdaki durumlarda en erken dönemde doktorunuza başvurmanız ve gerekli görülürse cerrahi tedavi için değerlendirilmeniz gerekmektedir:

1) Bel ağrısıyla beraber herhangi bir bacak veya ayakta düşüklük , ciddi kuvvet kaybı , yürüyememe

2) Ani gelişen idrar veya dışkı kaçırma veya idrar , dışkı yapamama

3) Erkeklerde ani gelişen ereksiyon kusuru

BOYUN FITIĞI VE BOYUN AĞRISI

Boyun ağrısı, hayatın bir bölümünde mutlaka karşı karşıya kalınacak bir durumdur. Boyun ağrısı ve boyun fıtığı toplumda iş gücü kaybına sebep olan şikayetlerin başında yer almaktadır.

BOYUN AĞRISININ SEBEPLERİ:

1. Boyun Fıtığı
2. Boyun İncinmesi
3. Boyun Ekleminden Kaynaklanan Ağrılar - Kireçlenmeler
4. Boyun Ameliyatı Sonrası Geçmeyen Ağrılar- Boyun Ameliyatı Sonrası Ağrı Sendromu

BOYUN FITIĞI NEDİR?

Boyun omurlarının arasında, vücudun ağırlığının etkisini azaltmaya yarayan, jöle kıvamlı yastıkçıklar bulunur. Bu yastıkçıklara disk denir. Bu yastıkçıklar, kimi zaman bombe yaparak omurga kanalından dışarı taşarlar. Bu taşma , boyun sinirlerini sıkıştırabilir ve boyunda veya boyundan kollara yayılan ağrıya sebep olur. Bu duruma boyun fıtığı denir.

Belirtileri nelerdir?

Boyun fıtığı olan hastalarda genelde boyundan başlayıp bir veya iki kola ve ele yayılan ağrı olur. Eğer sinirde sıkışma fazla ise uyuşma, karıncalanma ve yanma şeklinde şikayetler de olabilir. Nadiren de olsa ileri derece sinir sıkışmalarında, sıkışan sinirin kontrol ettiği kaslarda kuvvet kaybı da ortaya çıkabilir. Boyun fıtığında ağrı, öksürmekle, hapşurmakla  artabilir, yorulmakla kollarda uyuşma olabilir.

Tanısı nasıl konulur?

Boyun fıtığının tanısı,  % 90 doğrulukla, ayrıntılı bir muayene sonucunda konulabilir. Fıtığın olduğu bölge, sıkıştırdığı sinir ve hatta sıkışmanın derecesi de muayene ile çoğu zaman anlaşılır.
Fıtığın hangi seviyeden olduğunu anlamak için MR, sinirde ne kadar sıkışma yaptığını anlamak için de EMG kontrolü gerekebilir.

Tedavisi nasıldır?

Boyun fıtıklarının %97?sinin tedavisi ameliyat dışı tedavidir. Bu tedaviler ;

Yatak istirahati . 2 - 3 günü geçmemeli ve erken dönemde gündelik yaşama geçme ve egzersizlere başlama sağlanmalıdır. Belirli hareketlerle ağrılarda artma oluyorsa o hareketler kısıtlanmalı , boyun korunmalı ama yatağa bağımlı hale gelip günlük aktiviteler kesintiye uğratılmamalıdır.

İlaç tedavisi . Ağrı kesici ilaçlar , ağrı ve oluşan yangıyı azaltırken, uygun şekilde ve doktor kontrolü olmadan kullanıldığında ciddi yan etkilere sebep olabilirler. ( Örn. Mide ülseri , böbrek yetmezliği )

Epidural Steroid Enjeksiyonu ve diğer Girişimsel Ağrı Tedavi Yöntemleri .

Boyun fıtığına bağlı sinir sıkışmaları durumunda , gelişen teknik ve görüntüleme yöntemleri ile sıkışan sinire kadar ulaşıp , o bölgedeki ödemi yani ağrı ve sıkışma yaratan çeşitli kimyasal reaksiyonları ortadan kaldırıp , ağrıyı giderecek ilaçları hemen problemli sinir etrafına yapmayı sağlayacak bir yöntemdir. Özellikle ilk 6 ay ile 1 yıl arasında başvuran hastalarda % 50 ? 80  oranında  fayda sağlanabilmekte ve bu sayede hasta hareketleri kısıtlanmadan erken dönemde gündelik hayatına dönebilmektedir.

Fizik tedavi .  Traksiyon ,  boyun egzersizleri , ultrason uygulamaları hastalarda rahatlama sağlayan uygulamalardır.

Egzersiz . Erken dönemde tekrar hareketli yaşama dönebilmek için egzersizler ve uygulama teknikleri çok önemlidir. Hareketsizlik ,  hareket etmede kısıtlılık boyun ağrısı tedavisini olumsuz etkileyen en önemli durumdur. 

Boyun sağlığını koruma ve boynunuzu doğru  kullanma tekniklerinin öğretilmesi

Cerrahi tedavi . Son 20 yılda gelişen tanı ve tedavi teknikleri ile artık cerrahi girişim ihtiyacı % 3 düzeyine kadar gerilemiş ve hastaların ameliyata gerek kalmadan boyun sorunlarının üstesinden gelmeleri sağlanmıştır. Ancak ilerleyici kuvvet kaybı, ilerleyici nörolojik bulgular varsa erken dönemde doktorunuza başvurmanız ve gerekli görülürse cerrahi tedavi için değerlendirilmeniz gerekmektedir.

BOYUN AMELİYATI  SONRASI GEÇMEYEN AĞRILAR NELERDİR?

Günümüzde,  görüntüleme, tanı ve tedavi yöntemlerinin artması ve yapılan bilimsel çalışmaların ışığında artık boyun fıtıklarının ameliyat ile tedavisi sadece belli başlı zorunlu durumlarda , boyun fıtıklarının yaklaşık % 3?ünde uygulanır hale gelmiştir.
Boyun fıtığı veya omurga ile ilgili ameliyatlardan sonra çok çeşitli nedenlere bağlı olarak hastaların ameliyattan önceki ağrıları geçmeyebilir, yeniden aynı şekilde başlayabilir ya da ameliyat öncesinden de şiddetli hale gelebilir.
 Ameliyatın başarılı geçmiş olması ile ağrının azalması aynı anlamda kullanılmamaktadır.  Bu durum    ? Boyun Cerrahisi Sonrası Ağrı Sendromu?  olarak da adlandırılır.
Ağrı, ameliyat sonrasında arta kalan bir disk parçasına, sinir kanalındaki daralmaya, sinirler etrafında oluşan yapışıklıklara, siniri çevreleyip sıkıştıran iyileşme dokusuna ( granülasyon dokusu ) veya bazen de yeni bir disk fıtığına bağlı olabilir. Çoğu zaman, tekrarlayan ameliyatlarla beraber başarı şansı da azalmaktadır.

Tanı:

Boyun veya omurga ameliyatı sonrasında oluşan ağrının pek çok sebebi olabileceği için bu hastalar ayrıntılı bir muayene ve çeşitli görüntüleme yöntemleri ile değerlendirilmelidir. Ağrının sebebi çoğu zaman saptanabilir ve buna uygun tedavi planı yapılabilir.

Tedavi yöntemleri:

Tedavi, ortaya çıkarılan ağrı kaynağına  göre planlanmaktadır. Sıklıkla karşılaşılan nedenlere göre uygulanan tedavi yöntemleri aşağıda yer almaktadır.
1. Epidural Steroid Enjeksiyonu
2. Faset Steroid Enjeksiyonu
3. Epidural Lizis
4. Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon
5. Spinal Kord Stimulasyonu
6. Ağrı Pompaları

BOYUN FITIĞI İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR:

? Boyun fıtığı olan hasta felç olur! : Yanlış bir değerlendirmedir. Boyun fıtığının çok ileri durumlarında bile genelde sıkışan sinirin etkilendiği kaslarda kuvvetsizlik olur, genel bir felç görülmez.
? Boyun fıtığı olan hasta mutlaka ameliyat olmalıdır! : Modern tıpta boyun fıtığı olan hastaların sadece  % 2 veya 3?ünün ameliyat olması gerekmektedir. Bu hastalar da ilerleyici kuvvet kaybı ya da ilerleyici nörolojik bulguları olan çok küçük bir gruptaki  hastalardır.
? Boyun fıtığı olunca sert zeminde günlerce yatmak gerekir! :  Boyun fıtığında istirahat süresi mümkün olduğunca 3 günü geçmemelidir. Yatarak olan  bu istirahatin tahta gibi sert zeminde olmasına gerek yoktur. Ortopedik veya yarı ortopedik bir yatak yeterlidir. İstirahat süresi uzadıkça boyun kasları zayıflar ve boyun, en önemli desteğinden yoksun kalır.
? Boyun fıtığı olunca devamlı boyunluk takmak gerekir! : Uzun süre yatak istirahatinde olduğu gibi uzun süre korse takılması da boyun kaslarını zayıflatır. Boyunluk sadece gerekli durumlarda ve belirli sürelerle takılmalıdır.
? Boyun fıtığı olunca sırtı çiğnetmek, boynu çektirmek iyidir! : Tamamen yanlış bir uygulamadır. Bilinçsizce yapılan bu tür uygulamalar istenmeyen çok ciddi sonuçlara sebep olabilir.

KANSER AĞRILARI

Kanser, günümüzde pek çok insanın karşı karşıya kaldığı bir hastalık grubudur. Pek çok türde kanser olmasına rağmen çoğu kanser hastasının ortak yönü çektikleri ağrılardır.

     Kansere bağlı ağrılar, çoğu zaman hastaları kanserden daha fazla rahatsız eder. Ağrı ile geçen günler hayat kalitesinde çok belirgin düşmeye sebep olur. Hastalar, günlük işlerini yapamaz hale gelebilirler.

     Günümüzde, ağrı merkezleri sayesinde kanser ağrılarının % 95?i giderilebilmektedir. Unutulmamalıdır ki hiçbir kanser hastası ağrı ile yaşamaya mahkum değildir.

     Kanser ağrılarının giderilmesi için uygulanan yöntemler :

1. Ağrı Kesici İlaç Tedavileri : Basit ağrı kesicilerden morfin ve benzerlerine doğru ilerleyen bir tedavi sırası izlenir. Ağrı kesicilerle % 85 ?e varan rahatlık sağlanabilir.

2. Sinir Blokları : Kanser ağrısını ileten sinirlerin geçici veya kalıcı olarak devre dışı bırakıldığı uygulamalardır.

3. Epidural ? İntratekal Portlar : Ağrı kesici kimi ilaçların, ağızdan alınan miktarlarının çok çok  az miktarında ve daha etkili olarak uygulanmasını sağlayan sistemlerdir. İlaçlar , port denilen sistemlerle ağrıyı ileten sinirlerin bulunduğu bölgeye ulaştırılarak daha kaliteli bir ağrı tedavisi sağlanır.Bu sayede ilaçların yan etkileri çok azaltılabilmekte ve hastaların yaşam kaliteleri yükseltilmektedir. Aynı zamanda, ilaçlarını hastalar rahatlıkla kendileri uygulayabildikleri için, ağrı kontrolü daha rahat olmaktadır.

4. Programlanabilir Ağrı Pompaları : Belirli miktarlarda ağrı kesicileri programlanan sürelerde vermeye yarayan sistemlerdir.

KANSER AĞRILARI VE AĞRI TEDAVİLERİ İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

? Kanser olan hastalar ağrı çekmeye mahkumdur! Günümüzde ağrı merkezlerinin artması ile birlikte kanser ağrılarında ilaçlarla % 80 , eklenen diğer ağrı tedavileriyle % 95?e varan başarı elde edilmektedir.
? Morfin kullanma, bağımlı olursun !! Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, ağrı tedavisi için morfin ve benzeri ilaç kullananlarda bağımlılık görülmemektedir.

BAŞ AĞRILARI - MİGREN

MİGREN , 4 ile 72 saat arasında sürebilen , tekrarlayıcı, zonklayıcı nitelikli, genellikle başın bir yarısında olmakla beraber bazen iki taraflı da olabilen, günlük fiziksel aktivitelerle artabilen, genellikle bulantı, kusma, ışık ve gürültüden rahatsız olmanın eşlik ettiği bir baş ağrısı tipidir.

Migren şikayeti olan hastaların yaklaşık %10' unda ağrıdan 5-25 dakika önce, ağrının başlayacağını hissettiren, aura denen, gözün önünde çizgiler, parlak renkli ışıklar, bulanık görme, buzlu cam arkasından bakma, daha seyrek olarak da konuşma bozuklukları gibi şikayetler bulunur. Bu aura döneminden sonra zonklayıcı baş ağrısı başlar ve 1 saat içinde artar.

Migren tanısı için:
1- Ağrının süresi: 4 - 72 saat
2-Aşağıdakilerden en az ikisinin bulunması

Tek taraflı
Zonklayıcı
Orta yada şiddetli ağrı
Fiziksel aktivite ile ağrıda artma
3-Ağrı sırasında aşağıdakilerden en az birinin bulunması
a-Bulantı ve/veya kusma
b-Işık ve gürültüden rahatsız olma
4-Muayene sonucunda başağrısına sebep olan başka bir hastalığın bulunmaması gerekmektedir.

Migren atağı sırasında genellikle;

Başın bir tarafında, bazen iki taraflı da olabilen, zonklayıcı tarzda baş ağrısı ortaya çıkar.
Ağrının şiddeti kişinin işini yapmasını engeller veya tamamen durdurur.
Ağrı, 4 ile 72 saat arasında sürer, genellikle uyumakla geçer.
Hastaların çoğunda bulantı, bir kısmında kusma olur.
Işıktan rahatsız olma hissi çoğu zaman ortaya çıkar ve pek çok hasta karanlık ve sessiz bir yerde yatmak ister.
Gürültüden rahatsız olurlar.

Migrenin Tetikleyicileri :

Hormonal değişiklikler (adet dönemi, hormon kullanımı, menapoz başlangıcı)
Uyku düzeninde değişme (az ya da çok uyuma)
İklimsel değişiklikler, rüzgar
Alkol (kırmızı şarap, bira)
Kokular (parfüm, kimyasal maddeler)
Bazı gıdalar (MSG (monosodium glutamate) içeren besinler, eski peynirler, nitrat ihtiva eden işlenmiş yiyecekler, deniz ürünleri, salam, sucuk, sosis, fındık, fıstık, çikolata,...)
Strese maruz kalma
Stresten ani kurtuluş (tatil, başarılı bir sunum sonrası, proje bitimlerinde )
Parlak ışık
Sigara dumanı
Yüksek rakım
Öğün atlama
Bazı ilaçlar
Aşırı yorgunluk

Tanı:
Migrenin tanısı, hastanın ifade ettiği şikayetlerin ve muayene bulgularının değerlendirilmesi ve başağrısına sebep olan başka bir hastalığın saptanmaması ile konur.

Tedavi:
Migren tedavisi, atak tedavisi ve önleme tedavisi olarak sınıflandırılabilir.

Atak tedavisinde basit ağrı kesiciler ve migrene özel ağrı kesiciler kullanılırken önleme tedavisinde daha farklı ilaçlara yer verilir.

Ağrıyı başlatan madde ve durumlardan mümkün olduğunca uzak kalmak ve ağrı kesici ilaçların ağrının başladığı hissedildiği anda alınması, çoğu zaman bu sıkıntılı durumun gelişmesini önler.

 
12 Aralık 2017 Salı    
 
 

 
  Fotoğraf Albümü
 
Bahceden Görünüm
Okul Sağlık ve Diş Taramaları
Poliklinik Giris
 
     
  Hastane Duyuruları
 
 
     
   DUYURULAR
 
     
     

Çankırı Kurşunlu İlçe Hastanesi
Tel: 0 376 465 10 16 - 0 376 465 20 26
Fax: 0 376 465 10 37 (Başhekim) - 0 376 465 17 86 (Hastane Müdürü) - 0 376 465 25 30 (Döner Sermaye)
©2008 - Tüm Hakları Saklıdır